Parola; Kadın

Bana bak kadın, kadınsan kadınlığını bil..! Elinin hamuru ile erkeğin işine karışma… dediler hep kadına. Tamam, karışmayalım. Susalım.. Ama düşünelim. Düşünelim neden diye, Neden? Evet, Neden. Parola Kadın. Parola Kadın. Parola Kadın

Kızını gelin olsun diye yetiştiren ama evleneceği zaman geldiğinde ağlayıp sızlanan ana da bir kadındır, ağlaya zırlaya evlenen o kız da bir kadın… Ve o kız o anadan nasıl öğrendiyse öyle yaşayacaktır hayatını. Anasına bak kızını al derler ya; ne çok yanlış anlamışız yıllarca. ‘Anasına bak, sesini çıkarmıyorsa dayak yediğinde, kızı da sessizce yiyecektir dayağını’dır aslında burada söylenmek istenen….

Atasözleri kıymetlidir elbet ama neden söylenmiştir kısmında cinsiyet ayrımı yapılıyorsa sorun yaşanması çok doğaldır. Atalarımızdan öğreniriz ya çok şeyi. Atalar çözmüştür meseleyi, bizim bi daha keşfe çıkmamıza ne gerek vardır?

Ama merak ettiğim bir şey var. Atalar sözlerini söylerken neden cinsiyet ayrımı yapmış? Mesela; “Kızını Dövmeyen Dizini Döver” diyeceğine neden Evladını dövmeyen dizini döver neden dememiş? Sırf kızını-dizini ses uyumu mu buna sebep? Eğer öyleyse bu ses uyumu yüzünden yada bu sözü söyleyen Ata yüzünden ne çok kadın dayak yemiştir? Yazık!

Bir de deyimler vardır cinsiyet ayrımı yapan, taraf tutan; Erkek gibi Kadın Olmak mesela…

Liseden mezun olup da okumak için İstanbul’a geldiğimde aynı zamanda çalışmak zorunda kalışımdan ötürü bu sözle tanışmıştım. Daha sonra ailemi yanıma almak istediğimde, kardeşlerimin eğitimiyle ilgilenmek istediğimde, onların hayatlarına yön vermek istediğimde, erkeklerin dünyasında yöneticilik yapmaya başladığımda bu sözü sık sık duymuşluğum oldu.

Bu sözü söyleyenler övdüklerini zannederler, hatta biz duyanlar da övüldüğümüzü zannederiz. Ben öyle zannettim yıllarca. Sormadım neden erkek gibi oluyorum diye, neden Kadın gibi Kadın denmez diye merak etsem de sormadım işte… Bir çoğumuz merak etmedik belki de. Etmedik çünkü yapılan yanlışlığı bilmiyorduk. Çünkü öyle öğretilmedi bize. En azından benim annem ve yetiştirilmemde çok etkisi olan babaannem öyle öğretmedi bana. Güçlü karaktere sahip insanlar olmamızı istedi ebeveynlerimiz. Karakterlerimizin güçlü olması ise erdemleri öğrenmekten geçiyordu. Öğretildi de… Ama sorun vardı. Nedenini bilmiyorum ama bölüştürüldü.  Asıl tuhaf olan onlar da neden paylaştırdıklarını bilmiyordu.

Erkek kardeşlerime; Gururlu, Onurlu, Cesur, Cömert, Çalışkan, Mücadeleci, Adaletli, Zeki, Güvenilir, Mert, Şerefli, Yiğit olamaları öğretilirken, Bana; Namuslu, Çalışkan, Yardımsever, Koruyucu, Alçakgönüllü, Duyarlı, Dürüst, Fedakar, Merhametli, Minnettar, Mutlu, Olgun, Sabırlı, Sağduyulu, Nazik, Saf, Saygılı, Uyumlu, Vicdanlı, Vefalı, Yapıcı, Yücegönüllü olmam öğretildi. Oldum da.. Erkek Kardeşlerim de oldular.. İyice öğrenmemiz sağlanmadan büyümemize izin verilmedi. Bana kız olduğum için daha erdemli olmam sağlanırcasına daha çok misyon yüklendi. O yüzden ben daha çabuk büyüdüm. Belki de Anne ile daha çok vakit geçirdiğimden ve neden diye sorduğum her soruya; neden diye sorma, biz de annemizden böyle gördük cevabı alınca öğrenişim kolay oldu. Anneler ne diyorsa kabulleneceksin’i öğrendiğimde her şey hızlıca gelişti:)

Keşke anneler çocuklarına erdemleri ve erdemli olmalarını öğretirken, kendilerine öğretildiği şekli bıraksalar. Daha doğrusu keşke erkek ve kız çocuklarına erdemli kadın ve erkek olmayı öğretmeyi bıraksalar. Erdemli insan olmayı öğretseler. O zaman erkeğe öğretilmiş erdemlerin sadece erkeksel şeyler olduğunu zanneden erkeğin, bu yükün altında ezilmesine de mahal verilmemiş olunurdu. Kadınların da bu erdemleri sadece kendilerinin görevi sanmaları engellenmiş olurdu.

İnsan, hayatta karakterine göre karşılık bulur. Karakteri güçlü kılan ise erdemlerdir. Her erdem bize karakterin gücünü vermektedir. Erdem; İnsanın ruhsal olgunluğudur. İnsanın birey olurken durduğu yeri gösteren işaretlerdir.

Erdemli İnsanlar şiddetten medet ummazlar. Bu yüzden Erkek erdemli bir insan olmayı başardığında kadına üstünlük taslamayı bırakacak ve şiddet uygulamayacaktır. Kadın da erdemli bir insan olmayı öğrendiğinde şiddet görmekten kurtaracaktır kendini. Erdemli olmak Kadına şiddeti engeller mi? Bazı erdemlerden bahsedip,  erdemlerin kadın erkek arasında paylaşılmış olasının etkilerini düşünelim mesela…

Erdemleri paylaşmamış olsaydık eğer;

Gururlu olmak sadece erkeğe öğretilmeseydi ve Kadın da gururlu olmayı bilseydi; gururun önemini bilen erkek tarafından asla kadının gururu incitilmeyecekti, çünkü kadın buna müsaade etmeyecek duruş sergileyecekti.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık ve;

Cesur olmak sadece erkeğe öğretilmeseydi, Kadın da ne kadar cesur bir varlık olduğunun farkına varmış olsaydı; erkek kadınına asla el kaldırmaya cesaret edemeyecekti. Kadın da aynı dayağı yiyen erkeğin de aynı fiziksek ve ruhsal sonuçlara maruz kalabilme ihtimalini bilecekti.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık;

Adaletli olmak sadece erkeğe öğretilmeseydi ve Kadın adaletten kendi isteğiyle feragat etmeseydi; erkek kadınına asla hak etmediği şekilde davranmayacaktı.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık eğer;

Namuslu olmak sadece kadına öğretilmeseydi ve Erkek de namussuzluk yaptığında kadına yüklenen sıfatlarla karşı karşıya kalsaydı; hem o sıfatları kolay telaffuz edemez, hem de kolayca namussuzluk edemeyecekti.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık;

Koruyucu olmak sadece kadına öğretilmeseydi ve Erkek de koruyucu olmayı bilseydi; fiziksel olarak kendisinden daha güçsüz olan kadına şiddet uygulamak, onu dövmek, hırpalamak yerine kadındaki şefkatin aynısına sahip olacaktı.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık;

Merhametli olmak sadece kadına öğretilmeseydi ve Erkek de merhametli olmayı bilseydi; kendisine  vurma diye yalvaran gözlerle bakan kadınının yüzünü gözünü morartmayacaktı.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık;

Alçakgönüllülük sadece kadına öğretilmeseydi ve Erkek de egosuna yenilmeseydi tartışma anında kadının alttan alıyor olmasını acizlik olarak görüp ona zulüm etmeyecekti.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık;

Duyarlı olmak sadece kadına öğretilmeseydi ve Erkek de duyarlı olmayı bilseydi; herkesin her anının aynı keyfiyette olmadığını bildiği durumlarda kadınına daha insani duygularla yaklaşacak, hayır’ ın ne demek olduğunu bilerek davranacaktı.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık;

Minnettar olmak sadece kadına öğretilmeseydi ve Erkek de minnet duymayı biliyor olsaydı; aile kavramı içersinde kadının nasıl fedakarlıklar yaptığını görecek ve farkında oldukları için müteşekkir olacaktı.

Erdemleri paylaşmamış olsaydık eğer ve çocuklarımıza erdemli insan olmayı öğretseydik, öğretmeyi bilseydik. Annelerimize annelerinin öğretmediğini, annelerimizin bize öğretmeyi bilmediğini biz çocuklarımıza öğretseydik… Kadın olmaktan, erkek doğmaktan daha mühim olanın İnsan olmak olduğunu bilseydik ve insan olmanın erdemli olmayı gerektirdiğini bilseydik kadınına şiddet uygulayan bir varlık olarak yaşamak zorunda olmazdık..

Tanrı İnsanı diğer canlılardan farklı kılmak için idrak edebilme yetisi ve akıl vermişken biz insanoğlunun bunu kullanamıyor oluşunu anlamıyorum. bir de Erkeklerin; en kıymetli varlığım dediği oğlunun en kıymetli varlığı olan annesine neden şiddet uyguladığını anlamıyorum. Annelerin ise şiddet gördüğü halde erkek çocuklarını kız çocuklarından üstün görmesini anlamadığım gibi.

Kadına şiddetin sadece fiziksel olmadığı, psikolojik baskıların da şiddet sayıldığı düzeyde yaşandığı bir ortamda yaşarken kadına şiddetin engellenmesi için erkeklerden sağduyulu olmalarını rica edebiliriz. Sabırlı olmalarını isteyebiliriz. Saygılı davranmalarını dileyebiliriz. Kadına şiddet uygulamamaları için yalvarabilir, onlar gibi şiddet bile gösterebiliriz. Ancak insani bir davranış olmayan, içgüdüsel, çoğu zaman dürtüsel olarak ortaya çıkan şiddetin önüne geçebilir miyiz? Şu medeni dönemde belki biraz azaltabiliriz ancak ortadan kaldıramayız. Kadına şiddeti tamamen ortadan kaldıracak olan tek güç Kadındır.

Kadın; Kadına şiddetin önüne geçebilecek, şiddeti durdurabilecek, şiddeti bitirebilecek tek varlıktır. Nasıl mI? Emine Supçin’ in Dokunulmamış Kadınlar kitabının fenomen olan sözünden yola çıkarsak bu mümkün gözüküyor.

“Cehaletin en büyük korkusu kadındır çünkü kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir.”

Evet Kadınlar!

Şimdi sahne bizim. Erdemli insancıkların Erdemli yetişkinler olmasıyla sadece şiddetin değil bir çok kötülüğün de önüne geçilebilecektir. Kadına şiddeti durdurmak için erdemli insanlar yetiştirmek bizim elimizdeyken bu fırsatı iyi değerlendirmeyelim mi? Şiddet uygulamayan bir nesil yetiştirmek için sağduyulu ve minnettar ve hoşgörülü ve Merhametli ve… ve… ve….

Bir cevap yazın

error: Paylaşmak için izin aldın mı???