Gerçek ve Hakikat

Bir gerçeğin tam ortasındayız, gerçekten. Bir sürü yalanla örtülen, eksikliklerle süslenen, sırlar içeren, endişe ve korkular barındıran gerçekler.

Bazı kelimelerin tek bir anlamı yoktur. Bazı kelimeler, birkaç anlama birden gelir. Bazı kelimeler de iç içe geçmiştir, birbirinin yerine kullanılır. Gerçek ve hakikat gibi mesela. Bir film izlemiştim yıllar önce; peşinde olduğun şey gerçek mi, hakikat mi diye soruyordu filmin kahramanı. Aynı şey değilmiş, o zaman farketmiştim. Gerçek olanla hakikat farklıymış. Dün yine karşıma çıkınca araştırdım biraz, her iki kelimeyi ayrı ayrı sorguladım.

Gerçek, on madde ile açıklanırken hakikat için sadece üç madde vardı. Üstelik ilk ikisinde gerçek, gerçeklik yazıyordu. Neyse ki felsefi olarak açıklaması yapılmış. Anladım ki felsefe, din, sanat ve bilim insanları bu kavramlara kendi bakış açılarıyla açıklık getirmeye çalışmış. Sonuçta dünya var olduğundan beri tartışılan bir konu bu. İnsanoğlunun asırlardır hem korktuğu hem de peşinde olduğu şey gerçek. Hakikat ise biraz daha içsel bir durum. Benim anladığım bu. İkisi de var olanı temsil ediyor ama biri görmeyi, biri görmese de inanmayı savunuyor.

Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakıldığında ikisinin farklı sayfalarda, bir kaç satırla ve  birbirleriyle açıklanıyor olması biraz tuhaf olsa da felsefeciler bu konuyu detaylıca anlatılmış. Sanat, Din ve Bilim insanları da bu konuda sayfalarca makale yazmış.

Hepsini okumadım ancak şimdilik Orhan Hançerlioğlu’ nun yazdığı Felsefe Sözlüğü’ ndeki şu açıklama beni tatmin etti diyebilirim. Kitapta “gerçek” bilinçten bağımsız, somut ve nesnel olarak var olan,

hakikat” ise gerçeğin bilinçteki yansısı şeklinde tanımlanmış ve bir örmek verilmiş ‘elimizde tuttuğumuz bir kalem gerçek, onun zihnimizdeki yansısı hakikattir’ denmiş. Şimdi kalem dendiğinde görsek de görmesek de hepimizin aklına yazarken kullandığımız alet gelmiştir sanırım. İşte bu sanrı gerçek olan kalemi hakikat kılar. Elimizde olmasa da kalem vardır. Sadece bizim değildir. Bu durumda gerçek olan değişmez. Kalem vardır ve gerçektir. Hakikate ise henüz ulaşılmamıştır.

Felsefe ile düşünürsek, Sanat ile hayal edip imgelersek, Din ile inanırsak ve Bilim ile de araştırırsak hakikate ulaşırız.

İşte tam da bu yüzden gerçek ile hakikat aynı şeyler değildir. Gerçek var olandır, Hakikat ise var olanın peşine düşmektir. Yolu sen belirlersin. Gerçek olana ulaşmak için yürüdüğün yoldur hakikat. Gerçek vardır, Hakikate varılır. Şöyle düşünelim. Biz bilmiyoruz, görmedik, anlamadık diye ya da hiç hayal etmedik diye gerçek yoktur diyemeyiz. Gerçek hep oradadır ve birileri bize gösterince var zannederiz. Bilim insanları araştırıp var olanı bulurlar ve sonra biz anlayalım diye kanıtlamaya çalışırlar. Felsefe, sanat ve din, bilimin gösterdiğini görmemiz için uğraşırlar aslında. Tüm savunmaları, inançlarına rağmen, tüm karşı çıkmalarına, yok saymalarına rağmen yaptıkları aslında gerçeğe yolculuk olan hakikate varmak içindir.

Bence hakikat gerçeğe yolculuktur. Gerçek olanı aramak, gerçeği bulmak çabasıdır.

Bir cevap yazın

error: Paylaşmak için izin aldın mı???