Buraların Asıl Sahipleri

Çok sık balığa çıkmayız, balıkçı köyü değil bizimkisi. Dağ köyü de sayılmaz. Arada kalmışlığın güzelliğini yaşayanlardanız. Nasıl ki dağlarda avlanmayız, denize de keyfe keder açılırız. Canımız balık çektiğinde mesela. Kayık kıyıdadır o yüzden. Ağlar da. Sık kullanmadığımız için ziyan olurlar durdukları yerde. Geçen gün elden geçirdik malzemeleri. Fırtınaya yenik düşmüşler. Yağmurda ıslanmakla kalmamış, çamura bulanmışlar bir güzel. Hem yağmaya devam eden yağmur yıkasın onları hem kurusunlar hem de delik yerlerini tamir ederiz diye dün evin önündeki bahçeye astık ağları.

Sabah erken saatlerde farklı bir sesle uyandık. Bir çığlık bir çırpınışın sesine karışıyordu. Anlamadık önce ne olduğunu. Sesin bir atmacaya ait olduğunu söyledi evdekilerden biri. Normalde kuşla beslenir atmacalar ama gelincik ya da köstebek için aşağılara inebilir, tarlaları kolaçan edebilirmiş bu yırtıcılar. Bilenler söyledi. Korkmayın dediler. Önemsemedik. Doğanın kanunu sonuçta, güçsüz olan güçlüye yem oluyor.

Sonra tavukları özgür alanlarına salmak için dışarı çıktığımda gördüm ki ağlara dolanmış. Öldü sandım önce ama anladım ki asaletinden susuyormuş. Kurtulamayacağını anladığı ağlarla savaşı bırakmış. Didinmeyi de. Korktuğu çok belliydi hızlı hızlı inip çıkan göğsünden. Beni gördüğünde son bir hamle ile kurtulmayı denedi tekrar ama başaramadı. Astığımız ağlara takılmış, kurtulmak için de biraz hırpalamış kendisini. Sağa sola çarparak yaralamış kendini. Kurtardık şahane pençelerini ağların pençesinden. Yaralarına ilaç sürdük, pençesini sardık. Geceyi bizimle geçirecek. Sabah gün ışırken kendi dünyasına gidecek yeniden. O kadar güzel ki dayanamadım fırsattan istifade fotoğraflarını çektim. Kendisine bu kadar yaklaşabilmiş olmamın sebebi benim cesur olmam değildi elbet, onun cesaretiydi.

Yükseklerde uçar, dağlarda avlanır, yalçın kayalıklarda yaşardı atmacalar. Aç kalmasaydı inmezdi köye. Yırtıcı kuşlar yüksekleri sever, orada olmayı seçer. Yırtıcı olan oydu ama yıkıcı olan insanoğluydu maalesef. Sessizlik isteyen insanlar dağlara ev yaptılar. Sonra da yol yapıp gürültüyü taşıdılar. Doğada huzur ararken asıl sahiplerinin huzurunu kaçırdılar. Ayrıca yaktılar, yıktılar, talan da ettiler. Yırtıcı hayvanlar aç kaldı işte bu yıkıcı tür yüzünden.

Korkma benden güzel kuş. Atalarıma sözüm var. Seni iyileştirdikten sonra ellerimle bırakacağım gökyüzüne. Buralar sizin, bizimmiş gibi yok ettiğimize bakma sen. Özgürce çırp kanatlarını. Git söyle diğer yırtıcılara, yıkıcıların çok vakti kalmadı bu dünyada. Kendi kendini de imha etmektedir bu tür. Buraların asıl sahiplerine kalır bu dünya…

Bir cevap yazın

error: Paylaşmak için izin aldın mı???